XC TR Rekoru 2011

Konuyla ilgili çıkan haberler:

XC Mag Cross Country dergisi

– Ozone web sitesi

– Türkiye Hava Sporları Federasyonu

– Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü web sitesi

– Sporu Yönetenler (A Haber)

– Hürriyet gazetesi – Röportaj

IHA

– Radikal gazetesi

– Denizli Haber

– TRT-R1 12.7.2011 19:30 Ankara Radyosu Spor Dünyası programı

– PWC Bayramören’de Sponsorumuz L&K Elektrik‘in göründüğü kalkıştan bir enstantane (@07:31)

– Albatros Sportif Havacılık Kulübü

Uçuşun gps kaydı, rotası, harita ve diğer bilgiler:
http://www.ypforum.com/leonardo/flight/8459
http://www.paraglidingforum.com/leonardo/flight/472561

Uçuş Tarihi: 3.7.2011
Kalkış: Denizli – Çökelez
İniş: Eskişehir – Sivrihisar
Mesafe: 255,5 km
Kanat: Ozone R10.2

Uçuşun hikayesi:

Uçuşumun hikayesini paylaşmadan önce bu uçuşun bir rekora uzanmasında çok önemli bir faktör olan Ozone Mantra R10.2 kanadın sponsoru Levent Kardeşler L&K Elektrik Mühendislik firmasına ve bu kanadı benimle paylaşarak bu konuda yapılabilecek en büyük özveriyi gösteren Ziya’ya en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Denizliye gelmeden önce hava tahminlerinde ctesi günü Isparta yönüne XC imkanı olduğunu yazmış ve ctesi günü bunu da gerçekleştirerek tahmini doğrulamıştık. Pazar günü için beklentimiz, rüzgarın klasik kuzeydoğu rotamıza destek vereceği şeklindeydi. Tahminlerde çökelez bölgesi 2500 max irtifa, ancak Afyon-Dinar ve sonrasının 4000’e doğru yükseleceğini gösteriyordu.
Pazar gününün bulutsuz ve rüzgarlı başlaması bizi biraz endişelendirdi. Çökelezde yaklaşık 30-40 kişi toplanmıştı. Albatros ekibi olarak oyalanmadan hazırlanmaya başladık, bu sırada kalkan birkaç kanat bize havanın çalıştığını gösterince hazırlıklara hız verdik. İlerleyen saatlerde rüzgarın daha da hızlanacağını tahmin ettiğimizden, havada tutunma problemi yaşamayacağımız mümkün olan en kısa zamanda havalanmayı planladık.

Rekor faktörü 1: Erken Kalk.

Akın, ben ve Gökhan, saat 12:00’ye gelirken havalandık ve çok zorlanmadan yükseldik.
Termikler bizi 2300mt’lere kadar çıkarıyor ve orada rüzgarla arkaya drift olmaya başlıyorduk, bu sırada Akın bana telsizden seslendi ancak benim telsizdeki bir problem yüzünden ben cevap veremedim. Akın da benden cevap alamayınca kalkışa geri dönmeye başladı, ben de bir yandan telsizle uğraşırken Akın’ı takiben kalkışa doğru yöneldim. Bu sırada Gökhan da yükselmiş bize doğru geliyordu. Bir anda büyük çökeleze doğru gitmeye başlayan Gökhan ile kalkışa dönen Akın arasında kaldım ama Akın’ın da bizi görerek geleceği umuduyla Gökhan’ı yalnız bırakmamak için ona katılmaya karar verdim.

Rekor faktörü 2: Oyalanmadan kalkış bölgesinden uza. Bunun için Gökhan’a da bir teşekkür borçluyum.

Bu esnada bozulan telsizimi onardım (kapatıp açtım düzeldi) ve Gökhan’a onu takip ettiğimi söyledim. İkimizde büyük çökeleze doğru mutlaka bir termik bulmayı umuyorduk ancak hayretler içerisinde dümdüz bir uçuş oldu. Büyük çökeleze vardığımızda Gökhan’ın hemen hiç irtifası kalmamıştı, ve maalesef son metreye kadar şansını deneyip yolu izi olmayan, büyük çökelezin eteğinde bir yere indi. Benim yaklaşık 100 metrem vardı ve bir nevii deja vu yaşıyordum, aynı pozisyona geçen sene Barış Tura’ların Uşak yönüne 150+ gittikleri gün düşmüş ve Bayıralan’a ulaşmaya çalışırken yüksek gerilim hatlarının üzerinden bir termik bulmuştum, yine aynı yerde ayn termiği buldum ve belki de tüm uçuşun en kritik noktasını atlatmış oldum.

Büyük çökelezin önünde tekrar yükseldikten sonra dikkatli geçmem gereken bölgeye vardım, büyük çökelezden Çal yönüne Süller tarafına geçiş herzaman problemli olmuş, çok kişiyi patlatmıştı.5-6 kanadın 150+ gittiği, türkiye rekorunun 180+km’ye çıktığı o gün ben de küçük çökelezden 4000mt ile ayrılmış, 25km’lik muhteşem bir süzlüşün sonunda çal üzerinde hiçbirşey bulamayarak süller sırtlarına patlamış, o gün “seni yeneceğim çökeleeeeezzz” diye yemin etmiştim :)

Rekor faktörü 3: Havanın temposuna göre yavaşlamak gereken yerlerde yavaşla, hızlanmak gereken yerde hızlan.

Neyse, çal üzerinden süllere vardığımda irtifam azalmaya başlamıştı, muhtemel termik üretecek yerlerin üzerinde dolaşmaya başladım, çok alçalmadan yine bir termikle 3000lere tırmandım ve çıktığım termikle birlikte bulut oluştu. Önce acele etmeyeyim, hava yavaş çalışıyor diye düşünüp bulut altında beklemeye başladım, ama daha yeni oluşmakta olan bulut dağılmaya ve bastırıcıya dönüşmeye başladı, mecburen uzadık oradan.
O sırada çivril’e doğru uzanan hat üzerinde puslu alanları görmeye başladım, hemen oraya gittiğimde termik ve biraz sonra oluşan bulutu yakalamış oldum, Çivrile kadar bu tempo bu şekilde devam etti, termiği çıkıyorum, bulut oluşunca bırakıp bir sonraki puslu alana devam ediyorum. Bir ara önümde oluşmuş bir buluta gideyim dedim, sadece bastırıcı vardı, tempoyu bozunca az daha pişman olacaktım ama sorun olmadı.

Çivrili geçtikten sonra Akdağların hizasına geldim, önümdeki sırtların arkası sandıklı tarafına geçiyordu, ancak süller-çivril arası gayet iyi çalışan hattın da sonu gelmiş gibiydi. Tekrar yavaşladım ve iyi bir termik bulana kadar zayıf termiklerde oyalandım. Çalışan hat ve bulutlar sandıklı-afyon yolunun çok daha kuzey-batısından geçiyordu, sandıklı ovası ise masmaviydi, karar vermek zor olmadı. Süzülüşün sonunda 100+ km’de önümü kesen sırt hattının önünde alçak kaldım, tepede bulutlar vardı ama ben yere daha yakındım, dolayısıyla bulut bazlı uçuş modundan yer bazlı uçuş moduna geçtim, önümde bir köy ve hemen arkasında yükselen sırtlar vardı. Bir ara bu son köye inmek ile sırtlara doğru gidip yolu izi olmayan biryerlere inme riskini almak arasında kararsız kaldım, ama cross country dergisindeki bir yazıda tecrübeli bir pilotun tavsiyesi aklıma geldi: “When in doubt, go deeper!”, tercümesi “Tereddüt edersen daha derine git” gibi birşey .. Köyü geçip termiği buldum ve zaten termiğin sonuna geldiğimde önümdeki sırtları da geçmiş oldum.

Rekor faktörü 4: Tereddüt adamı patlatır. Kararlı birşekilde (ama güvenliği bir kenara bırakmadan) termik bulma şansını değerlendir, panikleme, ümitsizliğe kapılma.

O noktadan sonra tekrar iyi çalışan bir bulut hattına bağlandım, artık bu uçuşun hedefi olan afyon ikbal tesisleri ile aramda bir engel yoktu. Kalkıştan önce, önceki kişisel rekorum olan 136’yi geçip 150+ yapmak hedefiyle gps’e “goto ikbal” yapmıştım, seneler önce daha 100+ yapılmamışken her uçuşta bir umutla gps’ine “goto ikbal” yapan fakir ama gururlu bir genç vardı, o zamanlar maytap geçen bazı arkadaşlar hatırlayacaklardır :)

Bu sırada ufaktan acıkmaya da başlamıştım, zaten niyetim 150+ yapıp indiğim yerden ikbal’e gidip ödülüm olan “kuzu fırın”ı yerken bizim aracın gelmesini beklemekti.
Heyhat henüz şişman kadın şarkı söylememişti netekim … İkbal tesislerinin hizasından bulut tabanında geçerken çoktan 150+’ı garantilemiştim, nereye nasıl inerim diye düşünürken, cennetin aralanan kapılarından fışkıran ışıklar gibi önümde uzanan muhteşem bulut caddesini farkettim, ve açlıktan guruldayan mideme birkaç yudum soğuk su çekerek “gittiği yere kadar !” deyip saldım R10’u … O sıralarda telsizden Durali ile konuştuk, o da 100. km’leri geçiyordu, rota hakkında bilgi verip devam ettim.

150’den sonrası hemen hemen sadece soğuk ve açlığa dayanmakla ilgiliydi, gün bitene kadar ne kadar hızlı uçarsam o kadar yol gidebileceğimi biliyordum. Şimdiki hedefim 200+ idi. Zayıf termiklerde hiç vakit kaybetmedim, yediği kadar speed bastım. Kanat zaten hızlı, bir de speed basınca hava hızı 55’e kadar (benim o kadar basmak yiyodu) çıkıyordu, bi ara 3500mt’de bayaa titredim.

200’ü geçerken keyfim bayaa yerindeydi, fotoğraflar filan, havada ufak bir kutlama gibi oldu. O sırada afyon-sivrihisar yolunun hala bayaa kuzeyindeydim, bulut caddesi önümde uzanmaya devam ediyordu ama ana yola yaklaşamıyordum, bu sefer tereddüt bile etmedim, yeni hedefim Selçuk’un rekoruydu: 233km.

Valla nasıl ne zaman geçtim farketmemişim, buluttu termikti derken bir de baktım ufukta böyle arkasını sivri kayalık tepelere vermiş bir çanağın içinde bir yerleşim belirdi, orası neresidir, oraya kadar gidermiyim hesapları yapmaya başladım.
O sırada artık günün son termiklerini döndüğümü biliyordum, 233’ü geçerken acaba bir türkiye rekoru gelir mi diye düşünmeden edemedim ama Patrick’in rekorunu 260 küsur diye hatırlıyordum ve o kadar süzülemeyeceğimi de biliyordum. Tüh hazır o kadar gitmişken onu da geçiverseydim ne güzel olurdu diye hayıflanarak son rastladığım zayıf termikte de birkaç tur dönüp süzülüşe devam ettim. Dönüş için kolaylık olsun diye sivrihisar’a mümkün olduğu kadar yaklaşıp öyle inmeye karar verdim. Yolda 250’yi garantileyince rekor olmadı ama teselli ikramiyesi 250+ oldu diye düşündüm.

Rekor Faktörü 5: Bitmediyse, bitmemiştir. Ayağın yere değene kadar vazgeçme, elindekini sonuna kadar kullan.

Neyse sonunda sıfır rüzgara palyeli bir inişle uçuşu tamamladım. Son metrelerde iniş planlaması yaptığım için gps’e bakmamıştım, nasıl olsa 250+ idi ve birkaç km’nin artık bir önemi yoktu. İndikten sonra compeo uçuş sonu ekranına geçtiği için nihai mesafeyi göremedim, diğer garminde de çökelezin koordinatları yoktu. Birazdan bakarım deyip kanadı bohçalayıp tarlanın kenarına doğru giderken telefonum acı acı (!:) çalmaya başladı, hayırdır milletin içine mi doğdu indiğim diye düşünürken baktım Sibel arıyo, açtım, müjdeyi verdim: “Canım, 250’yi geçtim ben”
Sibel: “onu biliyoruz, tam olarak kaç km, onu söyle ?”
Afalladım tabii, ben 250’yi geçtim diyorum, hatun kuruş hesabı yapıyo ! Bu arada nerden biliyolar benim 250’yi geçtiğimi diye düşünürken cevap geldi:
“Spot’tan takip ettik seni, ama tam mesafe hesaplayamıyoruz, çabuk söyle kaç km ?”
Ben: “Valla çökelezin koordinatları yok bende, 254-255 filan herhalde, ne yapacaksın küsuratını, 250+ yaptık işte yahu !”
Sibel: “Yahu Patrick’in rekoru 254’müymüş neymiş, herkes merak ediyo, ben koordinatını gönderirim çökelezin, çabuk hesapla şu mesafeyi!”

Uçuş bitti, ben de bittim ama heyecan bitmedi ! Ben bilsem Patrick’in rekorunun 254km olduğunu, o son termiği bol keseden harcamaz, sıkar suyunu çıkarır en az bi 3-5 km daha takardım canımı dişime …

Neyse koordinat geldi, gps’e girildi, sonuç 255.5km: yeni Türkiye Rekoru :)

Uçuşun fotoğraflarını face’e yükledim.

Rekor faktörü 6: Albatros. İyi bir arkadaş grubunun verdiği motivasyonun ve güven duygusunun yerini hiçbirşey tutamaz. Tek başıma hayatta da gidip uçmazdım o haftasonu. Benimle aynı XC ateşini paylaşıp beni yalnız bırakmayan Albatroslara da çok teşekkür borçluyum. Aynı günün en iyi mesafeleri yine Albatros’taydı: Durali 170 ve Basat 151km ile birlikte toplam 3 adet 150+, tebrikler ve teşekkürler Albatros :)

Rekor faktörü 7: R10.2: Kullanılabilir performans. Eğlenceli bir kanat değil, termikte yorucu ama performans muhteşem. Kanat sponsorumuz Levent Kardeşler’e tekrar teşekkürler. Bu rekor vesilesi ile sponsorluğun bu spor için ne kadar önemli olduğu da vurgulanmış oldu.

Sağlıcakla,

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Meta